-
| Ikizler takkesiz mi kalacak?
Tokyo?da genis bir süpermarketi dolasirken bir köseden gelen yogun gürültülü sesler dikkatimi çekmisti. Tencere tavaya vuruluyor gibi sesler arasina melodisi pek de anlasilmayan insan sesleri karisiyordu. Merakimi gidermek için sesin geldigi tarafa dogru yürüdüm. Raflar arasindan geçerek ulastigim yer, süpermarketin genis balik reyonuydu. [RESIM: ASUMAN DOGAN]Tahmin edebileceginiz gibi, okyanusta
-
| Jean Baudrillard?a külahi ters giydirmek!
Marx?in deger kuramina göre metanin ?kullanim degeri? ve ?degisim degeri? olmak üzere iki degeri vardir. Jean Baudrillard, buna bir üçüncüsünü ekler: ?gösterge degeri?. Ona göre metanin kültürel olarak gösterdigi, isaret ettigi sey ona fazladan anlamlar yükler. Hatta öyle ki, bu durum, onun ?degisim degeri?ni de etkiler. Tamam, bu, bir paragrafa sikistirilacak bir konu degil, ama simdilik bize bu
-
| Protesto zekasi
Fransa?da ilk ve orta ögretimde basörtüsü yasaginin tartisildigi günlerde bu yasaga karsi çikan iki eski tüfek sosyalist milletvekili ilginç bir protestoya imza atmislardi. Basinda yer alan fotograflarindan milletvekili amcalarin yetmisli yaslarinda olduklari anlasiliyordu. Milletvekilleri, yasak yasasi Fransa parlamentosunda oylanacagi günlerde baslarina esarp takip oylamaya katilmislardi.Evet,
-
| Kod ayarlamasi mi kavramsal deformasyon mu?
Herhalde bizim millet tavugu çok seviyor olmali ki, Turkcell?in tavugundan sonra simdi de Garanti Bankasi?nin tavuguyla tanistik. Olabilir, kültürel kodlara uygun düsen, ilgi gören her sey, kisa yoldan sonuç almak isteyen reklamlar için elverisli malzemelerdir. Ancak, hem etkisi yüksek hem de markanin mevcut kimligi içinde birden bir çikinti olusturan reklamlar daha fazla elestiri oklarina hedef
-
| Velev ki ?mis gibi? olsun!
Son zamanlarda PKK ile savasan askerlerin yakaladiklari örgüt üyelerine yönelik insani davranislari basinda fazla yer almaya basladi. Bu durum, askerdeki samimi bir tavir degisikliginin göstergesi olabilecegi gibi profesyonelce yönetilen bir halkla iliskiler stratejisinin sonucu da olabilir. Nitekim, askerin bu tavrinin bir imaj çalismasindan ibaret oldugunu söyleyenler var.Buna döneriz. Simdi
-
| Gözden irak olan...
Jean Piaget?nin çocuk gelisim modelinde, nesnelerin zihinsel imajlarini olusturma yetisi kazanmaya baslayan bir yaslarindaki bebegin bir nesneyi görmedigi durumlarda bile onun varligini korudugunu bilmesi durumuna nesne kaliciligi (object permanence) deniyor. Nitekim bebek, daha önceki aylarinda, görmedigi nesnelerle ilgili zihinsel bir imaja sahip olmadigi için, nesne gözünün önünden
-
| ?Sözde? haber dili!
Bu tuhaflik TRT haber bültenleriyle sinirli kalsa biraz olsun anlamaya çalisacagim, ama nedense tüm medyayi esir almis durumda. Propaganda dilinin en azindan muhatabini ikna edecegi öngörülür, ama bundan aci bir mizah disinda baska bir sonuç çikmiyor maalesef.?Sözde Ermeni soykirimi?, ?sözde Kürdistan bayragi? diye diye is ?sözde terör örgütü? demeye kadar vardi. Nedir yani, terör örgütü degildir
-
| Kategorinin teamüllerine savas açmak!
Öncelikle cesur arayislarindan dolayi Moova ve Elit?i kutlamak isterim. Farklilasabilmek için bu cesarete her markanin ihtiyaci var. Fakat tek basina cesaretin bunun gerçeklesmesini saglayamayacagini da akildan çikarmamak gerekir. Biz de, acaba aranan bulunmus olabilir mi sorusuna bir cevap arayalim öyleyse.Farklilasmak ve bir orijinallik yakalamak markalasmanin esasidir. Fakat kategorinin tüm
-
| Bilissel pazarlama
Durmadan önüne sifat getirilip arttikça artan pazarlama çesitleri konusunda neler düsündügümü merak edenler Prof. Dr. Ismail Kaya?nin ?Pazarlama Bi?Tanedir? adli kitabi için yazdigim ?Körün fil tarifi kaygisindan üç boyutlu tomografi görüntüsüne? baslikli yaziya ve oradaki baglantilara göz atabilirler.Aslinda özetle dedigim su: Gerilla gibi, WOM gibi, postmodern gibi, deneyimsel gibi, nis gibi,
-
| Kavramsal döllenme
Ugur Özmen, geçen ay kaleme aldigi ?Kavramak? baslikli yazisinda hem benim konuyla ilgili yazilarimdan söz etmis hem de kavramin tanimini aktarmis: ?Kavramak kelimesinin iki anlami var. Bir tanesi hemen anlamak; digeri ise siki sikiya yakalamak, hapsetmek. Bu ikincisi insanin kendisini de hapsediyor. Bir düsünce ve anlama engeli olusturuyor. Üzücü olan, ilkini (anlamayi) tuzak olarak kullanmasi??
-
| Zoraki dogrularin mahkumu olmak
Türkiye?nin üç GSM operatöründen biri olan Avea?nin adinin nereden geldigini hatirlayaniniz var mi? Lüzumsuz izleri saklamak konusunda pek acimasiz olan beynimiz, Avea?yi doguran iki GSM operatörü Aria ve Aycell?i çoktan bellegimizin en kuytu yerlerine atmisti elbette. Simdi ben hatirlatinca iki isim de uykudan uyanmis olmali.Avea ismi iste bu iki ismin ilk harfleri olan iki A?dan türetilmisti,
-
| Otomobil uçar gider, gönlüm gibi cosar gider (mi?)
Eylül ayinda bir is ziyareti için Atina?daydik. Bir taksi soföründen bizi otantik Yunan yemekleri yiyebilecegimiz bir yere götürmesini istedik. ?Çok iyi bir yer biliyorum, götüreyim.? dedi soför... Orada neler yiyebilecegimizi sordugumuzda aldigimiz cevap ?Musakka, caciki, baklava!? seklinde oldu. Gittik, ama musakka degil, balik yedik, çünkü diger yemekler bizim için hiç de ilginç degildi.
-
| Bu gidisle Ankara?ya daha çoook amblem gerekecek!
Geçen sayimizda Ankara?nin yilan hikayesine dönen amblem konusuna deginmis ve yazimizi ?Teknik ve estetik degerler açisindan üç bin yillik Hitit uygarligi mirasinin yanina bile yaklasamayan bir simge yaratamadiktan sonra neyi tartisiyoruz, ne için israr ediyoruz ki?? cümlesiyle bitirmistik.Aslinda o yazida bu meseleyle ilgili söylenmedik bir sey biraktigimi düsünmüyorum, ama bu yilan hikayesi
-
| Kelimelerin macerasi ve sogan dolma
Asagidaki fotografi bir Bosna-Hersek gezisi sirasinda Mostar?da çekmistim. ?adrvan isimli restoranin menüsü... Menüdeki ?Sogan Dolma? ve ?Japrak? isimleri dikkatinizi çekmistir. Bunda pek sasilacak bir sey yok tabii, çünkü Bosnak diline Osmanli döneminde bazi Türkçe kelimelerin geçmis olmasi dogal. Benim dikkat çekmek istedigim sey ise kelimelerin yasadigi farkli maceralarla ilgili.Bosnak dilinde
-
| Koku, gönül gözünü açar
Uzun bir ABD ve Kanada seyahatinden dolayi Eylül sayimizda bu sayfalari bos birakmak zorunda kalmistim. Bu aksakliktan dolayi özür diledikten sonra, aradan geçen zaman nedeniyle Agustos sayisinda devam edecegimizi söyledigim yazimin konusunu hatirlatmakta yarar görüyorum. O yazinin basligi ?Marka kokusu?ydu ve bir logo veya bir melodi gibi markanin imzasi olabilecek, onu temsil edebilecek güçte
-
| Baba bana logo al!
Ilkokul çaglarindan hatirlarsiniz, yeni ögrendigimiz bir sözcügü gerçekten kavramsal olarak ögrenmis miyiz diye ögretmenlerimiz cümle içinde kullandirirlardi bize. Cümle içinde sözcük kullanmanin en zahmetsiz yolu ise ?Ben bugün bir gemi gördüm.? ya da ?Babam bana gemi aldi.? seklindeki kalip cümlelerdi. Izlemis olabilirsiniz, Cem Yilmaz bu kaliplardan birini ?Babamin kondansatörü var!?
-
| Marka kokusu
Algilama; çevremizdekileri anlamamiz, anlamlandirmamiz ve degerlendirmemiz için gerekli bir süreçtir. Isitme, görme, tat alma, koku alma ve dokunma duyularimiz ile algimiz düsünmemize, anlamamiza, yorumlamamiza, anlamlandirmamiza, analiz yaparak yeni sentezlere gitmemize yardimci olur. Her bir duyu organimiz, aslinda zihnimize açilan farkli kapilardir. Farkli yollardan, farkli yöntemlerle girdi
-
| Kizilayi!
Basligi okuyup komünist bir ayidan söz ettigimi sanmayin, bu yazimizin konusu Türk Kizilayi... Daha dogrusu Türk Kizilayi?nin son yillarda (Kaç yildir, bilmiyorum.) kullanilan logo tasarimiyla ilgili birkaç noktaya deginmek istiyorum.Türk bayragindakiden farkli olarak sola bakan kirmizi hilal tamam da, eski logoyu pek hatirlayamiyorum. Sanki sadece bold bir karakterle Kizilay yaziyordu, yani Türk
-
| Mehmet mi Tayyip mi?
Hep yaziyoruz; her marka ismi; fonetik yapisi, anlami ve çagrisimlariyla markanin kimligini ve tüm degerlerini temsil eder/etmelidir. Bu nedenle marka ismi seçimi, markalasma serüveninin ilk stratejik adimlarindan biridir. Öyle ki, markanizi konumlandirmadan önce verdiginiz bir marka ismi, konumlandirma stratejinizi belirleyebilecek, sinirlandirabilecek kadar önemli rol oynar. Yine, yeniden
-
| ?Kötü haber, getireni mahveder!?
Bir Pazar günü kilisede herkes husu içinde rahibin vaazini dinlemektedir. Rahip, yagmurun canlilar için ne büyük bir rahmet oldugunu anlatmaktadir. Bu arada ön siralarda oturan bir adamin, her ?Tanri?nin rahmeti...? lafini duydugunda yüzünü burusturdugu fark eder rahip.Bunun üzerine vaazin konusunu degistirip hirsizligin kötülügünden bahsetmeye baslar. Fakat ön sirada oturan adamin yine caninin